Divriği Ulucamisi ve Şifahanesi
 


CENNETİN KAPILARI   Divriği Ulucamisi ve Şifahanesi

Cami’nin batı bölümü 16. yüzyıl başındaki büyük depremde bütünüyle yıkılıp yeniden yapılmıştır. Anadolu Selçuklu cami tipolojisinin en görkemli örneğidir. Kıble duvarına dik uzanan beş sahınlı bir plan şemasına sahiptir. Orta sahın daha geniştir. Beş bölüme sahip olan sahınlar, 16 sütun üzerine oturan değişik tipte tonoz ve kubbelerle örtülüdür. Mihrap önü kubbesi, döneminin bazı camilerinde olduğu gibi burada da görülür. Mihrap önü açıklığını izleyen tonoz örtülü ikinci açıklık adeta bir eyvan gibidir. Bunun ardından, aydınlık feneri ile mukarnaslı bir kubbe, ağır bir nervürlü tonozla süslenmiş bir giriş öncesi açıklığı gelir. Orta sahın ve yan sahınlardaki bütün açıklıklar farklı bezemeli tonozlarla süslenmiştir. Son derece hareketli bir iç mekân düzeni yaratılmıştır.

Cami Türk Ortaçağı'nın en iyi korunmuş, tasarım ve uygulama açısından olasılıkla en güzel yapılarından biridir. Kıbleye doğru beş sahın ve ona dik konumlanan beş sahının oluşturduğu 25 açıklığa sahip mekân, çokayaklı Arap camisi tipolojisinin Anadolu’da gelişen özgün yorumunun en güzel örneğidir. Arap geleneğinin enine gelişmiş mekânları yerine Anadolu Selçuklu çağı camileri mihraba doğru uzanan mekânlarıyla karakteristiktir. Orta sahın cami girişinden mihraba doğru yan sahınlardan hem daha geniş tutulmuş, hem de mihrap önünde süslü, nervürlü kubbeli bir maksure ve namaz mekânının tam ortasında bir ışık odağı olan küçük bir aydınlıkla vurgulanmıştır. Orta aks girişinden sonra ikinci açıklık plastik ve büyük ölçekli bir çapraz tonozla örtülüdür. Girişteki perspektif zengin bir hayal ve yontma ustalığı sergileyen mihrap nişinde sonlanmaktadır. Cami içindeki bütün açıklıklar ilginç bezemesel tonozlarla örtülmüştür. 16. yüzyıldaki depremden sonra batıdaki ilk sahın tümüyle, onun yanındaki de kısmen yıkıldıkları için özgün örtülerini kaybetmişlerdir. O zaman yıkılan Batı Taçkapısı da sonradan değişik bir bezeme üslubuyla yapılmıştır.

Camiye bitişik olan Şifahane, Ortaçağ hastanelerinin Türkiye’de mimari olarak en iyi tasarlanmış, en iyi inşa edilmiş ve en iyi korunmuş örneği sayılabilir. Ortaçağ hastaneleri plan olarak medrese şemalarına göre planlanmıştır. Avlulu ve kapalı türleri vardır. Bu hastanelerin bugünkü hastanelerden farklı bir işleyişi vardır. Genelde bir usta hekimle onun yanında yetişen birkaç öğrenciden ve olasılıkla, bazı bitkisel şuruplar hazırlayan bir-iki kişiden oluşan bu şifahaneler bir poliklinik gibi çalışır, gelen hastalar muayene edilir, çok sınırlı operasyonlar yapılır ve hastalara ilaç verilirdi. Öğrenciler burada yaşarlardı. Divriği Şifahanesi'nde güney kolu üzerindeki yarım katın, öğrencilerin yatakhaneleri olarak işlev görmüş olması olasıdır. Bu yapı bir tıp medresesi ve hastane olarak hizmet vermiştir. İki küçük eyvan ve bir ana eyvanlı yaygın medrese şemasına göre yapılan kapalı medreselerde, burada olduğu gibi bir aydınlık feneri vardır. Caminin olduğu gibi Şifahane'de bezemeli tonozlardan oluşan bir örtü sistemi vardır.
1 2 3
Cami genel görünümü ve Divriği.
Cami genel görünümü ve Divriği.
Divriği Külliyesi’nin son restorasyonlardan sonraki durumu.
Divriği Külliyesi’nin Divriği Kalesi'nden görünüşü.
Cami, iç mekân. Orta sahından mihrap duvarına bakış. Cami, döneminin en iyi korunmuş yapısıdır. Batı cephesinin iki açıklığı yıkılmış olmasına karşın bu yapı, Anadoluda’ki yorumuyla İslam mimarisindeki çok ayaklı maksureli cami tipolojisinin en güzel varyasyonlarından biridir.
1 2 3