BATILILAŞAN İSTANBUL'UN RUM MİMARLARI
 
KONSTANDİNOS KARACAS | KONSTANDİNOS KİRYAKİDİS-ALEKSANDROS D. YENİDÜNYA | KONSTANDİNOS PAPPAS | KONSTANDİNOS YOLASIĞMAZİS | KOSMAS KARAYANNİS | LİSANDROS KAFTANCOĞLU
BATILILAŞAN İSTANBUL'UN RUM MİMARLARI

On dokuzuncu yüzyıl, Osmanlı Devleti’nin geleneksel bağlarını zorlamaya başladığı, ama tümüyle de koparmadan yavaş yavaş başka bir dünyaya, Batı’ya yöneldiği bir dönemdir. Aslında bu yönelişin ilk geniş ölçekli örneği daha bir önceki yüzyılda, Yirmisekiz Mehmet Çelebi’nin 1721’de elçi olarak gittiği Fransa’da görüp yaşadıklarını anlattığı Sefaretname’sini okuyan Saray çevresinin o yaşam biçimine özenerek, oradan getirttikleri planlara göre Sâdâbat’ta çeşitli kasırlar inşa ettirmesiyle görülür. Böylece Batı etkisi Osmanlı kültüründe en önce mimarlıkta ortaya çıkar. Daha sonra savaşlarda arka arkaya gelen yenilgiler, Osmanlı’yı askeri gücünü sorgulamaya yöneltir. Batı ordularının gerisinde kalmış olduğu fark edilen orduyu, yine Batı’dan getirtilen askeri uzmanlarla geliştirip yenileme yoluna gidilir. Yüzyılın son çeyreğinde bu amaçla açılan Mühendishane-i Bahri-i Hümayun (1776) ve Mühendishane-i Berri-i Hümayun (1795) Batı örneğindeki ilk askeri meslek okulları olur.

1839’da ilan edilen Tanzimat, içerdiği hükümlerle, devletin yüzünü artık Batı’ya döndüğünün resmi belgesi gibidir. Yönetim, hukuk, eğitim, sağlık, toplumsal yaşam vb gibi alanlardaki yenilikler, Osmanlı mimarisi için tanıdık olmayan, Batı’dakiler örnek alınarak yapılan çeşitli yeni bina türlerini de birlikte getirir. Bir yandan Avrupa devletlerinin yaptırdığı İstanbul’daki sefarethaneler, bir yandan da yüzyılın yarısından sonra Batı tipi saray, kasır, okul, ardından hastane, postane, istasyon, apartman, iş hanı vb gibi binalarla İstanbul’un fiziki çehresi değişmeye başlar. Tabii bu değişiklik daha çok yabancılarla gayrimüslimlerin yaşadığı Péra/Beyoğlu bölgesinde görülür. Geleneksel yaşam tarzını sürdüren İstanbul ve Üsküdar/Kadıköy yörelerinde yayılması ise, daha yaklaşık yüzyıllık bir süre alacaktır.

Bu arada, yüzyılın ilk yarısında mimari alanı etkileyecek çok önemli bir olay yaşanır, Hassa Mimarları Ocağı lağıv edilir. Temel görevi kamu ve devlet binalarının inşası ve onarımı olan bu ocağın bir başka görevi de alınan çırakları eğitip mimar olarak yetiştirmektir. Yani usta-çırak ilişkisine dayanan geleneksel bir eğitimin sürdürüldüğü Ocak, günümüzün mimarlık okullarının o zamanki karşılığı sayılabilir. Mimar Sinan’dan Davud Ağa’ya, Dalgıç Ahmed Çavuş’tan Sedefkâr Mehmed Ağa’ya kadar Osmanlı mimarlığının bilinen bütün ünlü mimarları bu eğitimle, bu ocaktan yetişmişlerdir. Ama Hassa Mimarları Ocağı’nın 1831 yılında kapatılarak yerine kamu ve devlet binalarının inşaatını yürütmek üzere Ebniye-i Hassa Müdiriyeti’nin kurulmasıyla mimarlık eğitimi kesintiye uğrar, çünkü bu yeni müdüriyetin görevleri arasında mimarlık eğitimi yoktur. Bu tarihten 1882 yılında, bugünkü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin çekirdeği olan Sanayi-i Nefise Mekteb-i Âlisi’nin kurulup ertesi yıl eğitime başlamasına kadar da bağımsız bir mimarlık okulu olmayacaktır. Artık mimar olmak isteyen gençler ya Avrupa’daki mimarlık okullarının birinde okuyacaklar ya da eskiden de olduğu gibi piyasada iş yapan mimarların, kalfaların yanında yetişeceklerdir. Henüz mimarlık mesleği tanımlanmış kurallara bağlı olmadığı için, okullu ve alaylı mimarlar arasında mesleki fark görülmemektedir.


Ebniye-i Hassa Müdiriyeti kurulunca, Hassa Mimarları Ocağı’ndaki mimarlar bu müdüriyete kaydırılır. Hatta o dönemde ocağın başındaki Abdülhalim Efendi de yeni kuruluşun başına getirilir. Ancak, Hassa Mimarları Ocağı’ndan yetişmiş mevcut mimarlar için de, piyasada geleneksel mimarlık yöntemlerini uygulayarak çalışan kalfalar için de, gerek yeni bina türleri, gerek Sanayi Devrimi’yle Batı’da yaygınlaşan yeni inşaat teknikleri ve malzemeler artık iyice yabancıdır. Böylece mimarlık alanı, özellikle de büyük ölçekli kâgir binaların yapımı önce, çoğu kendi devletlerinin sefarethanelerini yapmak için İstanbul’a gelen ve ardından kurdukları kişisel ilişkiler sayesinde başka inşaat işlerine de yönelen yabancı (Avrupalı) mimarlara, daha sonra da Osmanlı tebaası Levanten, Ermeni ve Rum mimarlara kalır.

Böylece mimarlık mesleği özellikle Rumlar ve Ermeniler arasında yükselişe geçerken, Müslüman çevrede revaç bulmaz olur. Müslüman gençlerin bu yolu izlememesinin önemli bir nedeninin, mimarlığın o dönemde bu çevrede pek makbul bir meslek sayılmaması olduğu düşünülebilir. Eğer ticaret yapmayacaklarsa Müslüman gençleri için, “askeriye”, “kalemiye” ya da “ilmiye” daha çekici gelmektedir. 20.yy’ın başında bile Sanayi-i Nefis Mimarlık Şubesi öğrencilerinin çok büyük bir bölümünün Ermeni ve Rum gençlerinden oluşması da bu gerçeği gösterir.

Bu konjonktür içinde Nefise’de okuyan Rum gençlerinin arasından çok sayıda başarılı mimar yetişmiş ve ünlenmiştir. 19.yy boyunca süren ve 20.yy’ın başında da Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar devam eden İstanbul’un mimari çehresinin Batılı anlamda değişmesi sürecinde Rum mimarların rolü çok büyük olmuştur.

Hasan KURUYAZICI




Proje Yöneticisi: 
 Zoğrafyon Lisesi Mezunları Derneği adına Lakis Vingas

Sergi Küratörü : Hasan Kuruyazıcı

Tasarım-Uygulama: Metin Deniz - Atölye MD

Akademik Danışma Kurulu : Dr. Savvas Çilenis (Ulusal Helen Araştırma Kurumu), Prof. Dr. Eva Aleksandru Şarlak (Işık Üniversitesi), Dr. Marika Bekar Pandelara (İstanbul Üniversitesi)

Proje Koordinatörü:  Marina Drymalitou

Fotoğraflar:  Aras Neftçi

Yunanca Danışmanı:  Ari Çokona

Sergi İçerik Çevirmenleri:  Jale Alguadiş, İo Çokona, Marina Drimalıtou, Marika Bekar Pandelara 



rumvader@gmail.com

KONSTANDİNOS KARACAS

KONSTANDİNOS KARACAS devamı...
KONSTANDİNOS KİRYAKİDİS-ALEKSANDROS D. YENİDÜNYA

KONSTANDİNOS KİRYAKİDİS-ALEKSANDROS D. YENİDÜNYA devamı...
KONSTANDİNOS PAPPAS

KONSTANDİNOS PAPPAS devamı...
KONSTANDİNOS YOLASIĞMAZİS

KONSTANDİNOS YOLASIĞMAZİS devamı...
KOSMAS KARAYANNİS

KOSMAS KARAYANNİS devamı...
LİSANDROS KAFTANCOĞLU

LİSANDROS KAFTANCOĞLU devamı...
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10
Ziyaretçi Defteri
Adınız Soyadınız:
E-posta :
Başlık:
Mesaj:
teşekkür...
teşekkür...
Önemli bir konuyu derlemeniz ve kamuoyuyla paylaşımınız nedeniyle teşekkürler ederim... Emeği geçen her kişiye saygılar...